hukuk yazıları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hukuk yazıları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Haziran 2024 Salı

Fikrî ve Sinaî Haklar Suçları -Yargıtay Kararları

A. GENEL İLKELER

İki Kişi Hazır Olmaksızın Yapılan Arama Usulsüzdür

Anayasa'nın 148. maddesi uyarınca herkesin Anayasa'da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunma hakkı vardır. Anayasa Mahkemesinin diğer kararları gibi bireysel başvuruları inceleyen Bölüm kararları da yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlamaktadır. Bu itibarla Anayasa Mahkemesinin emsal nitelikteki bu kararı karşısında mevcut içtihatlar yeniden gözden geçirilmiş ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28.04.2015 tarihli ve 464-132 sayılı kararında aramanın 5271 sayılı CMK'nun aramanın güvenirliliği ile ilgili 119/4. maddesinin "Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur" amir hükmüne aykırı olarak o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi hazır bulundurulmaksızın yapılması nedeniyle hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Arama işleminin icrası bakımından hukuka aykırı olduğu kabul edildikten sonra, hukuka aykırı aramada elde edilen maddi delil dışındaki diğer deliller incelenmiş, sanığın tüm aşamalarda suçlamayı, aramada ele geçen şeylerin varlığını ve zilyetliğini kabul etmediği gözetilerek hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen deliller değerlendirme dışı tutulduğunda sanığın cezalandırılmasına yeterli delil bulunmadığı sonucuna varılmıştır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 06.02.2020 tarih ve 2016/18-1146 Esas, 2020/68 Sayılı Kararı)

Savcının Arama Kararında Gecikmesinde Sakınca Bulunan Halin İzah Edilmemesi

Aramaya esas teşkil eden ihbarın 29/09/2015 tarihinde yapıldığı, 01/10/2015 tarihinde kolluk güçlerinin talebi üzerine Cumhuriyet Savcısı tarafından makul şüphe ve gecikmesinde sakınca bulunduğundan bahisle verilmiş yazılı bir arama izni bulunmasına rağmen arama kararında gecikmesinde sakınca bulunan halin gerekçesinin belirtilmediği, dosya içerisinde bulunan 01/10/2015 tarihli arama tutanağının tarih ve saati incelendiğinde aramanın hafta içi mesai saatleri içerisinde yapılmış olması nedeniyle arama kararının savcılık tarafından verilemeyeceği, buna göre yapılan aramanın usul ve yasaya aykırı olduğu, hukuka aykırı arama sonucu ele geçen eşyanın yasak delil niteliğinde olduğu, eşyanın kaçak olmasının durumu değiştirmeyeceği, sanığın suça konu kaçak sigaraları ticari amaçla bulundurduğuna dair bir ikrarının da olmadığı, Anayasa'nın 38/2, 5271 sayılı CMK’nun 206/2-a, 217/2, 230/1. madde ve fıkralarına göre, hukuka aykırı surette elde edilen delillere dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağı ve bu gerekçeyle sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun olmayan gerekçeyle beraat kararı verilmesi sonuca etkili görülmediğinden, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle sonucu itibariyle doğru olan hükmün onanmasına, oy birliğiyle karar verildi. (Yargıtay 7 CD 15/06/2021 tarih ve 2021/581 Esas, 2021/7919 sayılı kararı)

Arama Kararı Verilmesinde Ölçü

Soruşturma dosyasına konu suç kapsamında inceleme ve kıyasa konu ürünün şüpheli işyerinden alındığına dair dosya içerisinde herhangi bir fiş veya fatura bulunmadığı ve arama için makul şüphenin oluşmadığından bahisle arama talebinin reddine karar verilmiş ise de, müşteki şirketin Türk Patent Enstitüsü marka sicilinde tescilli ...... ibareli markaların sahibi olduğu, şüpheli işyerinde ise müşteki şirket ile arasında herhangi bir lisans anlaşmasının olmamasına rağmen Ümraniye İlçe Emniyet Müdürlüğünün 24/11/2019 tarihli araştırma ve tespit tutanağına göre müşteki firmaya ait markalara ait ürünlerin satışının yapıldığının tespit edildiği, dosya kapsamında alınan 10/12/2019 tarihli bilirkişi raporuna göre de incelenen ürünlerin marka taklidi eşyalar olduğu ve hem kullanılan işaretler hem de işaretlerin kullanıldığı ürünler bakımından ayniyet ve karıştırılması tehlikesinin olduğunun belirtildiği, kaldı ki müşteki firmanın şüpheli işyeri ile arasında lisans anlaşması veya satış konusunda izni olduğunun kabulü halinde orijinal ürünlerin satışı yapılması durumunda müşteki firmanın şüpheli işyerini şikayet etmesinin hayatın olağan akışına uymayacağının değerlendirilmesi karşısında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 116/1. maddesinde yer alan 'Yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe varsa; şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir' şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, soruşturmaya konu suç delillerin elde edilmesi amacıyla dosyada yer alan mevcut belgelerin arama için gerekli olan makul şüphenin oluşmasında yeterli olduğu cihetle, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesini yasaya aykırı bulunmuştur. (Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 21.01.2021 tarih ve 2020/1872 Esas, 2021/318 Kararı)


Fotokopi Cihazında Arama 

Tarayıcı ve fotokopi özellikli bir adet yazıcı 5271 sayılı Kanunu’nun 134. maddesi kapsamında kalmaz. Bu nedenle, yapılan arama ve el koyma işlemleri usulüne uygundur. (Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 24/11/2014 tarih ve  2014/17995 Esas, 2014/19487 Kararı)


B MARKA HAKKININ İHLALİ

Marka Hakkını İhlal Suçlarında Şikâyet Hakkı

Marka hakkına tecavüz suçlarında şikâyet hakkı, münhasıran marka sahibine ait olup, tescilli markanın sahibi olan ve marka korumasından doğan hakları tecavüze uğrayan gerçek veya tüzel kişiler şikâyetçi olabilir.

Diğer bir ifade ile şikâyet hakkını kullanacak marka sahibi Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tutulan marka sicilinde, adına markanın tescil edildiği gerçek veya tüzel kişidir.

Şikâyet hakkı şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğundan bu hakkın başkaları tarafından kullanılması mümkün değildir. (Yargıtay 7 CD 29/12/2021 tarih ve 2021/23258 Esas, 2021/18914 Sayılı Kararı)

Orijinal Ürünle Taklit Ürün Mukayeseli Olarak İncelenmelidir

Katılan firma adına tescilli olan markalarla iktibas veya iltibas oluşturacak şekilde taklit olarak kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmış ise katılanın hangi marka veya markalarına tecavüz edildiği, bu markaların suç tarihi itibariyle geçerli olup olmadığı ve marka tescil korumasının emtia grubunu kapsayıp kapsamadığı belirlenerek, suça konu üründe kullanıldığı iddia olunan marka ve logolar ile orjinal ürünlerde yer alan marka ve logoların karşılaştırılabilmesi için örnekleri veya resimlerinin de temyiz denetimine imkân verecek şekilde dosyaya eklenmesinden sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekir (Yargıtay 7. CD. 28.04.2022 tarih ve 2021/16560 Esas, 2022/9304 Sayılı Kararı)

Marka Hakkını İhlal Suçlarında Gerçek İçtima Hükümleri Uygulanır

TCK’na hâkim olan ilkenin gerçek içtima olması sebebiyle "kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza" söz konusu olur. Mağdurları, suçların konusu, fiil ve netice, korunan hukuki değer ve yargılama usulleri farklı, birbirinden ayrı ve bağımsız suçlar olan “dolandırıcılık” ve “marka hakkına tecavüz” suçlarının birbirine dönüşmeyeceği gibi hareket ya da fiilin hukuki anlamda tek olmaması sebebiyle olayda gerçek içtima hükümlerinin uygulanması gerekir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 10.06.2021 tarih ve 2018/19-615 Esas, 2021/270 Sayılı Kararı)

Marka Hakkının Kapsamı

Türk Patent Enstitüsü marka yenileme ve sicil kaydı belgelerine göre; katılan adına tescille olan ve davaya konu edilen ….. numaralı ticaret markasının 18 ve 25. emtia sınıflarında (bagajlar, bavullar, çantalar, seyahat çantaları, öteberi taşımada kullanılan çantalar, el çantaları, cüzdanlar, madeni para çantaları, omuza asılan çantalar; tuvalet malzemesi, ve kozmetik malzemesi çantaları, evrak çantaları, güneş şemsiyeleri, şemsiyeler ve bastonlar, anahtarlıklar ve anahtar mahfazaları; köpek giysileri, dış giyim eşyaları, yağmurluklar, paltolar, montlar, polo şortlar, bluzlar, elbiseler, pijamalar, trikolar, gömlekler, pantolonlar, takım elbiseler ve tayyörler, etekler, ceketler, iç giyim eşyaları, çoraplar, baş giysileri, eşofmanlar; giysilerin parçası olarak hazır halde astarlar, kravatlar, kemerler, pelerinler, pançolar, eşarplar, şallar ve etoller.) tescilli olduğu ve 14/11/1997 tarihli resmi marka gazetesinde yayınlanıp, 08/10/2006 tarihinden itibaren on yıl müddetle yenilendiği anlaşılması ve bozma sonrası düzenlenen 10/05/2019 tarihli bilirkişi raporlarına göre; katılanın …. numaralı desen markasının cep telefonları ve bunların kılıflarının yer aldığı 9. emtia sınıfında tescilinin bulunmadığının belirtilmesi karşısında; Mahkemece sanığa yüklenen eylemin Türk Ticaret Kanununda düzenlenen haksız rekabet suçunu oluşturup oluşturmayacağı tartışılıp değerlendirilmelidir. (Yargıtay 19 CD 17/06/2021 tarih ve 2020/4003 Esas, 2021/6821 Sayılı Kararı)


Marka hakkının korunabilmesi için öncelikle marka tescilinden doğan hakkın hukuka uygun olması gerekir.
 

Dosya içerisinde mevcut suça konu ders notu fotokopileri incelendiğinde; bu fotokopilerin Hukuk Fakültesinde okutulan derslere ilişkin olduğu, dersi anlatan öğretim görevlilerinin anlatımlarının, derse katılan bir öğrenci tarafından birebir kaleme alınıp yazıya dökülmek suretiyle oluşturulduğu, ders notu fotokopilerinde Cenart Hukuk + şekil markası ile ilgili dersin ismi (Örn: Vergi Hukuku,Miras Hukuku gibi.) ve ders notlarının hangi tarih aralığına ilişkin olduğuna dair ibarelerin bulunduğu, katılan tarafından hazırlanan orjinallerinin de bandrolsüz ve ciltlenmemiş şekilde satışa sunulduğu, sanığın ise katılan tarafından derlenen bu notların fotokopisini çekip satışa sunduğu anlaşılmıştır.

Marka hakkının korunabilmesi için öncelikle marka tescilinden doğan hakkın hukuka uygun olması ve marka hakkına konu olan mal veya hizmetin haksızlık içermemesi gerekir.

Marka hakkı sahibi olan katılanın, öğretim görevlilerinin
  derste  anlattığı  özgün  düşüncelerin  yazıya  dökülmüş  halini,  fikri mülkiyet hakkı sahibi  olan öğretim görevlilerinin basım ve yayını konusunda onayları da olmaksızın derleyerek çoğaltıp, üzerinde tescilli markasını kullanarak satışa sunması, başka bir anlatımla, aslen hak sahibi olmadığı bir ürün üzerinde tescilli markasını kullanarak bunu mal edinmesi hukuken korunabilecek bir değer taşımaz.

Hukukun genel ilkeleri çerçevesinde sanığa yüklenen eylem marka hakkına tecavüz suçunu oluşturmaz. (Yargıtay 7 CD 21.06.2023 tarih ve  2021/18546 Esas, 2023/6376 Sayılı Kararı)

Marka bir çok unsuru içeriyorsa tüketicide bıraktığı imaj önemlidir

Marka birden çok unsur içerdiği takdirde markanın asıl unsurunu, bütünü itibariyle görünüşü ve ayırt ediciliğini vurgulayan imaj oluşturur. Dosyada mevcut her iki ürüne ait renkli fotoğrafların incelenmesinde; suça konu ürün ile orijinal ürünler arasında renk, genel görünüm ve insan duyularında bıraktıkları izlenim bir bütün olarak değerlendirildiğinde; ortalama tüketiciler yönünden iltibas dahi oluşturmayacağı anlaşılmakla,  sanığın beraati gerekir (Yargıtay 19 CD 02.06.2021 tarih ve 2021/2785 Esas, 2021/6138 Sayılı Kararı)

TCK 43/1-2 birlikte uygulanabilir.

Şikayet üzerine sanığın işyerinde 28/08/2014 günü yapılan aramada, katılanlar Lacoste S.A. ve Paul & Shark firmaları adına tescilli markaları taşıyan toplam 45 adet ürün ele geçirilmiş ve sanığın bu eylemi nedeniyle hakkında 01/10/2014 tarihli iddianame düzenlenmiştir. Birleştirilen diğer dosyada ise sanığın aynı işyerinde 05/09/2014 tarihinde yapılan aramada katılanlar Lacoste S.A., Paul & Shark ve Burberry Limited firmaları adına tescilli markaları taşıyan toplam 180 adet ürün ele geçirilmiştir. Sanığın bu eylemi nedeniyle hakkında 05/11/2014 tarihli iddianamenin düzenlenip kamu davası açıldığının anlaşılması karşısında, hukuki kesintinin iddianamenin düzenlenmesiyle gerçekleşeceği gözetilerek, sanık hakkında belirlenecek temel ceza üzerinden  Lacoste S.A. ve Paul & Shark firmalarına karşı TCK’nun 43/1; Burberry Limited firmasına karşı TCK’nun 43/2 maddesi uyarınca temel ceza üzerinden 2 kez artırım yapılmak suretiyle tek bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, iki eylemden dolayı ayrı ayrı  cezaya hükmedilmesi bozmayı gerektirmiştir. (Yargıtay 7.CD 10/03/2022 tarih ve 2021/15897 Esas, 2022/4687 Sayılı Kararı)

 

C HAKSIZ REKABET 

Tescilli Marka Adının Domain Olarak kullanılması Haksız Rekabet Kapsamında Kalır

Katılan şirkete ait işaretin internet ortamında “sadece” alan adı olarak kullanılması, marka hakkına tecavüz suçunun seçimlik hareketleri arasında sayılmadığından, sanığın web sitesi içeriğinde katılan şirket adına tescilli “ulusoy” markasını kullanmayıp, www.ulusoytaşimacilik.com şeklindeki domain adresinde kullanmaktan ibaret eylemi marka hakkına tecavüz suçunu oluşturmaz, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda düzenlenen haksız rekabet suçunu oluşturup oluşturmayacağı mahkemece tartışılıp değerlendirilmelidir. (Yargıtay 19 CD 24/06/2021 tarih ve 2021/4403 Esas, 2021/7178 Sayılı Kararı)


Haksız Rekabetin Belirlenmesinde Ölçü

Haksız rekabetin varlığı için tarafların rakip olmaları, failin haksız rekabetten yarar sağlaması yahut eylemi gerçekleştirenin kusurlu olması zorunlu değildir. Haksız rekabetin varlığı için esas olan; ekonomik rekabet etme hakkının dürüstlük kuralına aykırı olarak kullanılmasıdır.

“Kötüleme”’nin “haksız rekabet” olarak nitelendirilebilmesi için öncelikle bir beyan olması; bu beyanın başkalarının şahsı, emtiası, iş mahsulleri, faaliyetleri yahut ticari işleri hakkında olması; nihayet bu beyanın yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici olması gerekir. Yanlış beyan, içeriği gerçekle bağdaşmayan, belirli bir vakıa veya olay ya da durum hakkında içeriği objektif olarak yanlış olan açıklamalardır. Yanıltıcı beyan, mahiyeti, tarzı ve içeriği birlikte değerlendirildiğinde açıklamanın muhatabının hataya düşmesine sebep olabilecek, yanlış izlenim bırakabilecek açıklamalardır. Lüzumsuz yere incitici beyan ise içeriği doğru olmakla birlikte ölçüsüz bir şekilde ve amacını aşarak kişi, faaliyetleri, iş ürünleri vb. hakkında olumsuz intiba yaratan açıklamalardır. (Suluk, Cahit / Karasu, Rauf / Nal, Temel: Fikri Mülkiyet Hukuku, Ankara, 2017, s.428)

Açıklamanın “yanlış” olup olmadığını tespit bakımından yegâne ölçüt gerçekle bağdaşıp bağdaşmadığıdır. Açıklama gerçek ise bu durumda haksız rekabetten bahsedilemez. Buna karşılık açıklamanın “yanıltıcı” olup olmadığı veya “lüzumsuz yere incitici” olup olmadığı tespit edilirken kullanılacak ölçüt açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabıdır.

Başka bir deyişle açıklama hangi kişi grubuna yapılıyor ise o kişi grubuna mensup orta yetenekteki bir kişinin açıklamayı anlama biçimi esas alınacaktır. Dolayısıyla bir açıklamanın belirli kişi veya kişiler tarafından ne şekilde algılandığı değil, açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabının algılama şekli önemlidir. (Ülgen, Hüseyin / Helvacı, Mehmet / Kendigelen, Abuzer / Kaya, Aslan / Nomer Ertan, Füsun: Ticari İşletme Hukuku, İstanbul, 2015, s. 540) (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10/06/2020 tarih, 2017/39 Esas ve 2020/396 Sayılı Kararı)


Tasarım hakkı ihlali haksız rekabet olur

Müşteki adına tescilli tasarımın 12/09/2019 tarihli ek bilirkişi raporuna göre 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 4. maddesi kapsamında eser vasfında değerlendirilemeyeceğinden, eylem haksız rekabet suçu kapsamında kalmaktadır (Yargıtay 5 CD 18.05.2023 tarih ve  2023/5044 Esas,  2023/6438 Sayılı Kararı)


Boş Tüpler Haksız Rekabet

Gaz bayisi olduğunu beyan eden sanığın savunmalarında “tespit edilen boş tüplerin müşterilerin takas için verdiği tüpler olduğunu, bu tüpleri takas işi yapan kişilere verip, karşılığında kendi firmalarına ait tüpü aldıklarını” söylemesi ve sanığın boş olarak aldığı bu tüpleri doldurup sattığına veya doldurulan tüpleri satışa arz ettiğine dair dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmaması karşısında; Türk Ticaret Kanunu'nun 54. ve 55. maddesinde belirtilen haksız rekabete ve dürüstlük kuralına aykırı bir davranışı bulunmayan sanığın unsurları oluşmayan suçtan beraatine karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 7 CD 26/10/2021 tarih ve 2021/20137 Esas, 2021/13679 Sayılı Kararı)
 

Basında Yapılan Haber-Haksız Rekabet

Sanıkların sorumlu ve yazı işleri müdürlüğü görevini üstlendikleri yayın organında, müşteki kurumun ticari faaliyetlerinin yasıl izne dayanmadığı yönündeki eleştiri niteliğindeki haberin yayınlanmasının, iktisadi rekabet ortamının belirli bir ticari işletme lehine bozulmasına neden olacak onun faaliyetlerini avantajlı konuma getirecek nitelikte haksız rekabet fiili kapsamında değerlendirilemeyeceği gibi, 6762 sayılı Kanun'da basının sorumluluğunun hukuki manada bir sorumluluk olarak düzenlendiği gözetilerek sanıkların beraatine karar verilmesi gerekir (Yargıtay 7 CD 19/06/2014 tarih ve 2014/3650 Esas, 2014/12457 Sayılı Kararı)


TÜRSAB'a Üye Olmadan Acenta Faaliyeti

Sanığın bakanlıktan belge almaksızın seyahat acentalarının yapabileceği faaliyette bulunmak şeklinde gerçekleştirdiği eyleminin 1618 sayılı Kanunun 30. maddesinde tanımlanan kabahat fiilini oluştur  (Yargıtay 19. CD  25/01/2018 tarih ve 2017/4751 Esas,  2018/797 Sayılı Kararı).

Marka Hakkı Kapsamına Girmeyen Ürün Satışı

Bilirkişi raporlarına göre; katılanın 176460 numaralı desen markasının cep telefonları ve bunların kılıflarının yer aldığı 9. emtia sınıfında tescilinin bulunmadığının belirtilmesi karşısında; Mahkemece sanığa yüklenen eylemin Türk Ticaret Kanununda düzenlenen haksız rekabet suçunu oluşturup oluşturmayacağı hususu karar yerinde tartışılmalıdır (Yargıtay 19. CD  17/06/2021 tarih ve 2020/4003 Esas,   2021/6821 Sayılı Kararı).

Şüphelilerin, müştekiye ait ''Kuşkonmaz bariyer'' adlı tescilli faydalı modeli, numunesi üzerinden taklit şekilde üretip piyasaya sürdükleri şeklinde iddia edilen  eylemlerinin TCK'nın 157/1 maddesinde düzenlenen suçu unsurları bulunmadığından  oluşturmayacağı, ayrıca 6769 sayılı Sınai Haklar Kanunu ve iptal edilen 554 sayılı KHK göz önünde bulundurulduğunda faydalı model kapsamına giren taklit ürün satışının özel yasalarda da cezai olarak yaptırım altına alınmadığı, TTK 55 ve 62. maddesindeki haksız rekabet halleri ve cezai yaptırım maddelerinde de eyleme uyan suçun bulunmadığı nazara alınmalıdır (Yargıtay 15. CD   09/07/2019 tarih ve 2019/4819 Esas,    2019/7682 Sayılı Kararı).


Başkasına ait özgün ürün fotoğraflarını paylaşmak

Düzce ilinde mobilya imalatı, satış ve montajı işiyle uğraşan sanığın; Ankara - Siteler'de daha çok ahşap oyma işlerinden oluşan cami minberi, kapı ve iç dekorasyon malzemeleri üretim ve satışı işiyle iştigal eden katılanın ortağı olduğu şirketin internet sitesinde erişime sunulan reklam ve ilanlarla, anılan şirket tarafından hazırlanmış katalogda bulunan özgün ürün fotoğraflarından birkaçını derleme halinde kendi internet sitesi içeriğinde erişime sunması eylemi,  6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 57 vd. maddelerinde düzenlenen "haksız rekabet" suçunu oluşturur. (Yargıtay 19. CD 10/04/2017 tarih ve 2015/33283 Esas,   2017/3248 Sayılı Kararı).

 

Ürünü Kötüleme-İfade Özgürlüğü

Dava, haksız rekabete dayalı maddi ve manevi tazminatın istemine ilişkindir. Mahkemece, iddiaların ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de davalının kabulünde olan müşterisi … firmasına gönderdiği 04.03.2012 tarihli e-mailde “davacının, ayçiçeği tohumlarının %50’sini …’dan, %50’sini …’dan alıp karıştırdığı, böylece ürünlerin hektolitresinin çoğaltıldığı, … mahsulü ayçiçek tohumlarının daha kirli olduğu, ürünler kızartıldığı zaman, bazı kısmının kahverenginde olduğu, bazı kısmının ise yeterince kızartılmadığının görüleceği” ifade edilmiş olup, davalı bu e-maildeki açıklamaların fiyat ve kalite yönünden müşteriyi aydınlatmaya yönelik objektif bilgiler içerdiğini savunmuştur. Davalının e-mailinde geçen anılan ifadelerinin davacının ürünlerini kötüleme içerdiği sabittir. Ancak, ifade özgürlüğü çerçevesinde vakıa, olay ve şahsi fikirler kural olarak açıklanabilir, dolayısıyla prensip, gerçeklerin ve yorumların her zaman açıklanabileceğidir. Bir kişi ya da faaliyetleri ile ilgili yapılan olumsuz açıklama ya da beyanlar tek başına haksız rekabet teşkil etmez. Kötüleme içeren açıklama ancak yanlış veya yanıltıcı ya da gereksiz yere incitici ise haksız rekabet olarak nitelendirilebilir (Doç. Dr. N. Füsun Nomer Ertan, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununa Göre Haksız Rekabet Hukuku). 

Bu durumda mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları ile delilleri bu kapsamda ele alınıp davalıdan sadır olan e-maildeki ifadelerin yanlış, yanıltıcı ya da gereksiz yere incitici olup olmadığı, dolayısıyla haksız rekabet teşkil edip etmediğinin değerlendirilerek ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 11 Hukuk Dairesi 28.5.2018 tarih ve 2016/12322 Esas, 2018/3983 Sayılı Kararı)

Haksız rekabette şikayet hakkı 

TTK 56'da bu suçtan kimlerin şikayet hakkını kullanabileceği üç fıkrada düzenlenmiştir:

1- Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse;
2- Ekonomik çıkarları zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek müşteriler,
3- Ticaret ve sanayi odaları, esnaf odaları, borsalar ve tüzüklerine göre üyelerinin ekonomik menfaatlerini korumaya yetkili bulunan diğer meslekî ve ekonomik birlikler ile tüzüklerine göre tüketicilerin ekonomik menfaatlerini koruyan sivil toplum kuruluşlarıyla kamusal nitelikteki kurumlar.

D TELİF HAKLARINI İHLAL

Eser Üzerinde Hak Sahipliği

Özgün matematik soru ve cevapları ilim ve edebiyat eseridir. Mahkemece, matematik soru ve cevaplarının eser mahiyetinde olmadığına dair değerlendirmesi doğru değildir. Kanun'un birlikte eser sahipliğini düzenleyen 10. maddesindeki, "Birden fazla kimsenin iştirakiyle vücuda getirilen eserin ayrılmaz bir bütün teşkil etmesi halinde, eser sahipliğinin onu vücuda getirenlerin oluşturduğu birliğe ait olacağı, bir sözleşmede veya hizmet şartlarında veya eser meydana getirildiğinde yürürlükte olan herhangi bir yasada aksi öngörülmediği takdirde eser üzerindeki hakların eser sahipliğini oluşturan gerçek veya tüzel kişiler tarafından kullanılacağı ve eser sahiplerinden her birinin, birlik menfaatlerine tecavüz edildiği takdirde tek başına hareket edebileceği" yönündeki düzenleme karşısında davaya konu soru bankası kitaplarında hangi soruların davacı tarafından hazırlandığının ispat edilemediğine dair gerekçe de yerinde değildir. (Yargıtay 11. HD, 21.10.2019 Tarih, 2018/5325 Esas, 2019/6552 Sayılı Kararı) 

''...davacının fotoğrafının izin alınmadan davalılar tarafından ticari amaçlı olarak reklamda kullanılması FSEK’in 86. maddesi ve TMK’nın 24. maddesi kapsamında davacının kişilik haklarına tecavüz teşkil eder. (Yargıtay. 11. HD, 01.04.2019 tarih E. 2018/479 Esas, 2019/2456 Sayılı Karar)

İntihal

Davacıya ait eserin FSEK’nun 2 nci maddesi kapsamında ilim ve edebiyat eseri niteliğinde olduğu, iktibasın, yeni meydana getirilecek eserin bağımsızlığını ve özelliğini ortadan kaldıracak ve asıl esere olan ihtiyacı giderecek ölçüye varmaması gerektiği, yeni fikir ürününün başka eserlerden alınan parçalara rağmen yaratıcısının bağımsız fikri çalışmasını yansıtması, yani özellik taşıyan ayrı bir eser sayılması ve iktibasların miktar olarak yeni esere galip gelmemesi gerektiği, maksadın haklı göstereceği ölçüyü aşan şekilde başka eserlerden geniş  bölümlerin  aynen  alınmasının  caiz  görülemeyeceği,  davalının  davacı  eserinden  65 sahifeyi hiçbir değişiklik yapmadan aldığı, bu iktibasların yasanın öngördüğü koşullarda olmadığı, usulüne uygun kaynak gösterilmediği, iktibasın miktarının amacıyla mütenasip olmadığı gibi, usulüne uygun kaynak gösterilmemesi nedeniyle davalı eyleminin intihale dönüştüğü, davacının çoğaltma ve yayma haklarının ihlal edildiğinden FSEK’nun 68/1 nci maddesinde açıklanan telif tazminatını isteyebileceği, davacının umuma arz, adın belirtilmesi ve eserde değişiklik yapılmasını önleme hakları engellendiğinden, manevi tazminat talep edebileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile maddi, manevi tazminatın davalıdan tahsiline, davalıların aynı kitabı yeniden çoğaltıp yayınlamalarının önlenmesine karar verilmiştir. (Yargıtay. 11. HD, 28.02.2008 tarih 2007/917  Esas, 2008/2291 Sayılı Karar)

Müzik Yayını-Telif Hakkı İhlali

Sanığın iş yeri sahibi ve sorumlusu iş yerinde yapılan tespitte ve bilirkişi raporunda, söz konusu müzik yayınının bilgisayar vasıtasıyla internet aracılığı ile yapıldığının belirtilmiş olmasına rağmen, hangi teknik araçla yapıldığı hususunun açıklanmadığı ve sanığın mahkeme huzurundaki beyanında internet üzerinden yayın yapan radyo kanalından müzik eserlerinin dinlenildiğini savunması karşısında,  bilirkişinin ve tutanak mümzilerinin beyanları da alınarak işletmede yapılan müzik yayınının, sanığın yayın akışını kendisinin kontrol ettiği ESERLER ile mi yoksa uydu, radyo vs. aracılığıyla yapılan bir yayından yararlanarak mı yapıldığı hususunun kuşkuya yer vermeyecek şekilde  tespiti ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekir. (Yargıtay 7 CD 10/01/2022 tarih ve 2021/18654 Esas, 2022/55 Sayılı Kararı)

Yabancı Müzik Eserleri-Şikayet Hakkı

Şikayetçi MESAM Meslek Birliğinin yabancı meslek birliği STIM ile "karşılıklı temsil sözleşmesi" imzaladığı, ancak suça konu yabancı eserlerin hak sahibi olan gerçek veya tüzel kişilerin şikayet ve temsil haklarını adı geçen yabancı birliğe devrettiklerine dair hukuken geçerli ve yeterli belgelerin kanuni süresi içinde dosyaya sunulmadığı;

Şikayetçi MÜYAP meslek birliği vekilinin sunmuş olduğu  müzik eseri ithal kayıt tescil belgelerine göre ise ithal eden şirketin suça konu yabancı eserlere ilişkin Türkiye’de kullanım hakkının yayma ve çoğaltma hakları ile sınırlı olup temsil hakkını içermediği gibi şikayetçi MÜYAP Meslek Birliği ile adı geçen şirket arasında "üyelik ve temsil sözleşmesi" imzalandığı ancak suça konu yabancı eserlerin hak sahibi olan gerçek veya tüzel kişilerin, temsil haklarını  adı geçen şirkete devrettiklerine dair hukuken geçerli ve yeterli belgelerin kanuni süresi içinde dosyaya sunulmadığı şikayetçiler MSG ve MÜYORBİR Meslek Birlikleri tarafından ise hak sahipliğine ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı anlaşıldığından, davaya katılma ve hükmü temyize yetkisi bulunmayan  şikayetçiler vekilinin vaki temyiz inceleme isteğinin reddi gerekir.  (Yargıtay 7 CD 13/10/2021 tarih ve 2021/20544 Esas, 2021/12417 Sayılı Kararı)

Ticari İşletmede Müzik Yayını

Kişilerin cezai yönden sorumlu tutulmaları için 5237 sayılı TCK’nun 21. maddesinde düzenlenen ve “bilme ve isteme” olarak tanımlayabileceğimiz kastının olması gerekmektedir. Kastın oluşabilmesi için kişi, gerçekleştireceği eylemin bütün bileşenlerini bilmeli ve sonucunu istemelidir. Bu unsurun olmaması ceza hukuku açısından kasıtlı suçlar yönünden cezalandıramama sonucunu doğurmaktadır.

Açıklanan nedenlerle, yayın akışı ve koşulları hususunda hiçbir tasarruf yetkisi bulunmaksızın, bir müzik eserini televizyon kanalı üzerinden yapılan yayın aracılığıyla “Marilyn Monroe Cafe” isimli işletmesinde müşterilerine dinletmekten/izletmekten ibaret eylemin hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu nazara alındığında sanığın tazmini anlamda sorumluluğundan bahsedilebilir ise de, cezai yönden suç kastı bulunmadığı gözetilmelidir. (Yargıtay 7 CD 07/12/2021 tarih ve 2021/17209 Esas,  2021/16660 Sayılı Kararı)


E BANDROL SUÇLARI

Meslek Birliğinin “katılan” olma hakkı vardır

Gerek suç tarihinde gerekse hüküm tarihi ve hâlen yürürlükte bulunan 5846 sayılı Kanunun 75. maddesinde yer alan düzenlemeler uyarınca; kanun ve tüzük hükümlerine göre belirlenen alanlarda kurulmuş olan ve birliğe kayıtlı eser ve/veya bağlantılı hak sahiplerinin haklarının takibi ile kamu kurum ve kuruluşları, gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileriyle ilişkilerde üyelerinin devrettikleri haklar çerçevesinde üyelerini temsiline yetkili olan meslek birliklerinin, üyesi bulunan eser ve/veya bağlantılı hak sahipleri adına, eser ve/veya bağlantılı hak sahiplerinin devrettikleri haklar çerçevesinde şikâyetçi olma ve açılan kamu davalarına üyelerini temsilen katılma hakları bulunduğunun kabulü gerekmektedir.

Uluslararası sözleşmeler ve Anayasa ile güvence altına alınan hak arama hürriyetinin sağlanması amacına uygun olarak CMK'nun 234. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, sanık hakkında açılan kamu davasına katılma talebinde bulunan MÜ-YAP'ın duruşmalardan haberdar edilmesi zorunludur. Bu zorunluluğun hüküm verilinceye kadar yerine getirilmemesi durumunda ise CMK'nun 260. maddesi uyarınca kanun yollarına başvurma hakkı bulunan MÜ-YAP'a gerekçeli kararın tebliğ edilmesi gerekir. (Yargıtay C.G.K. 10.07.2018 tarih ve 2018/19-181 Esas, 2018/349     Sayılı Kararı)


Zincirleme Suç

Sanığın 03.03.2013, 13.04.2013, 13.05.2013 ve 30.05.2013 tarihli eylemlerin kendi arasında zincirleme suç; iddianame ile hukuki kesinti oluştuktan sonra işlenen 17.08.2013 tarihli eylemin ise ayrı bir suç oluşturduğu gözetilerek sanığın ayrıca cezalandırılması yerine, tüm eylemler tek suç olarak kabul edilip TCK'nın 43/1. maddesi uyarınca uygulama yapılması yasaya aykırıdır. (Yargıtay 7. C.D.  13.10.2021 tarih ve  2021/12217 Esas, 2021/12426 Sayılı Kararı)

Sanığın, TCK'nun 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümleri kapsamında bulunan 29.01.2013 ve 15.07.2013 tarihli eylemleri nedeniyle 5846 sayılı Kanunun 81/4. maddesi uyarınca ayrı ayrı cezalandırılması yasaya aykırıdır. (Yargıtay 7. C.D.  22.09.2022 tarih ve 2022/4096 Esas, 2022/12462 Sayılı Kararı)

Sanık hakkındaki 07.09.2010, 13.09.2010, 28.09.2010 tarihli eylemlerin kendi arasında zincirleme suç; iddianame ile hukuki kesinti oluştuktan sonra işlenen 09.07.2011, 08.08.2011, 26.08.2011 tarihli eylemlerin zincirleme ayrı bir suç, 27.09.2011 tarihli eylemin bağımsız suç, 22.11.2011, 10.12.2011, 17.01.2012 tarihli eylemlerin kendi arasında zincirleme suç, 25.01.2012, 07.02.2012, 15.02.2012 ve 18.02.2012 tarihli eylemlerin ise kendi arasında zincirleme suç oluşturduğu gözetilerek hükümler kurulması gerekir. (Yargıtay 7. C.D.  21.11.2022 tarih ve 2021/12230 Esas, 2022/16574 Sayılı Kararı) 


Bandrol Suçlarında fikri içtima uygulanır

5237 sayılı TCK'nun 44. maddesinde “işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan cezalandırılır” hükmüne yer verilmiştir. Bir fiilden kastedilen, sanığın hareket veya hareketlerinin bir sonucu elde etmeye (bir suçu işlemeye) yönelik olmasıdır. Bu nedenle de fiilde, birden fazla hareketin bulunabilmesi karşısında; sanığa ait iş yerinde yapılan denetimde sahte bandrollü ve bandrolsüz  kitap ele geçirildiği nazara alındığında, sanığın tespit edilen eylemi TCK'nun 44. maddesi aracılığıyla 5846 sayılı Kanunun 81/9. maddesine uyar.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08/04/2014 tarih 2013/7-591 Esas 2014/171 karar sayılı kararında açıklandığı üzere, bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçlarında suçun mağduru doğrudan eser sahipleri olmayıp toplumu oluşturan bireylerdir. 5237 sayılı TCK'nun hazırlanmasında esas alınan suç teorisine göre, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireyler olması halinde tüzel kişiler suçtan zarar gören olmalarına rağmen suçun mağduru sayılmayacağından meslek birliklerinin şikayetçi olması halinde de durum değişmeyecektir. (Yargıtay 7. C.D. 17.02.2022 tarih ve 2021/21486 Esas, 2022/2937 Sayılı Kararı)

Sanığa ait stand üzerinde 39 adet farklı kitaplara ait bandrolleri olan kitaplar ile 370 adet bandrolsüz kitap ele geçirildiği anlaşılan somut olay, 5846 sayılı Kanun’un 81/4. maddesinde yazılı suçu oluşturur. (Yargıtay 7. C.D. 17.03.2022 tarih ve 2022/2229 Esas, 2022/5360 Sayılı Kararı)

Sanığın yetkilisi olduğu iş yerinde, 76 adet bandrolsüz ve 42 adet başka yayınlara ait bandrollü kitap bulunduğu iddiasıyla açılan kamu davasında, 29/08/2014 tarihli kitap tasnif tutanağına göre ele geçen 42 kitap ile ilgili olarak yapılan incelemede, 25 adedinin başka esere ait bandrollü, 5 adedinin kaydı bulunamayan bandrollü ve 2 adedinin ise barkod numarasının eksik olduğunun tespit edildiğinin anlaşılması karşısında,  5 adet kaydı bulunamayan bandrol ile 2 adet barkod numarası eksik bandroller hakkında bilirkişi raporu alınarak söz konusu bandrollerin sahte olup olmadığının tespiti ile sahte bandrol olduğunun anlaşılması halinde sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nun 44.  maddesi aracılığıyla 5846 sayılı Kanunun 81/9. maddesine uyarınca; aksi halde ise 25 adet başka yayınevlerine ait bandrollü kitaplar ile 76 adet bandrolsüz kitap ele geçmesi nedeniyle TCK'nun 44.  maddesi aracılığıyla 5846 sayılı Kanunun 81/4. maddesi uyarınca hüküm kurulması gerekir. (Yargıtay 7. C.D. 14/02/2022 tarih ve 2021/21163 Esas, 2022/2529 Sayılı Kararı)

1 adet sahte bandrollü kitap, 134 adet bandrolsüz kitapları sattığı tespit edilen sanığın eyleminin TCK'nın 44. maddesi aracılığıyla 5846 sayılı Kanun'un 81/9. maddesine uyduğu gözetilmeden 81/4. ile 81/9. maddelerinden ayrı ayrı hüküm kurulması yasaya aykırıdır. (Yargıtay 19. C.D. 10.11.2015 tarih ve 2015/14018 Esas, 2015/6868  Sayılı Kararı)

Sanıktan ele geçen 98 adet kitabın 61 adedinin bandrolsüz, 36 adedinin orijinal ve bandrollü, sadece bir adet kitabın bandrolünün sahte olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olması karşısında; bir adet kitap üzerinde bulunan sahte bandrolün sanık tarafından tatbik edildiği veya sanığın bu kitabı bandrolünün sahte olduğunu bilerek  satışa sunduğu hususlarında her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmamasına rağmen sanık  hakkında sadece 81/4. maddesi uyarınca uygulama yapılması gerekir. (Yargıtay 19. C.D. 02/02/2016 tarih ve 2015/12050 Esas, 2016/1048 Sayılı Kararı). 

Manevi ve mali haklara tecavüz ve bandrol suçunun birlikte işlenmesi

Hükümden önce 17/07/2020 tarih ve 31188 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 12.06.2020 tarih ve 2019/74 E., 2020/29 K. sayılı kararı ile, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 23/01/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanunun 143. maddesiyle değiştirilen 81’inci maddesinin on üçüncü fıkrasında düzenlenen “Bandrol yükümlüğüne aykırılığın aynı eserle ilgili olarak 71’inci  maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde tanımlanan suçla birlikte işlenmesi halinde, fail hakkında sadece 71’inci maddeye göre cezaya hükmolunur. Ancak; verilen ceza üçte biri oranında artırılır.” hükmünün iptal edilmesi ve 5237 sayılı TCK'nun 44’üncü maddesinde ise “işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan cezalandırılır” hükmüne yer verilmiş olması karşısında;

Somut olayda, sanığın eylemine uyan bandrol yükümlülüğüne aykırılık eylemi ile ilgili hak sahibi kişilerin hukuken geçerli belgeleri süresi içerisinde sunarak şikayetçi olması nedeniyle hem manevi, mali veya bağlantılı haklara tecavüz başlıklı 5846 sayılı Kanunun 71’inci maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen suçun hem de aynı Kanunun 81’inci maddesindeki sanığın eylemine uyan ve re'sen takibi gerektirmesi nedeniyle CMK’nun 253 ile devamı maddeleri uyarınca uzlaştırma hükümlerinin uygulanma imkânı bulunmayan bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçunun oluşacağı ve TCK'nun 44. maddesi gereğince sanık hakkında en ağır cezayı gerektiren bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçundan TCK'nun 81/4. maddesi uyarınca hüküm kurulup, TCK'nun 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümleri kapsamında bulunan ve kesinleştiği anlaşılan cezanın mahsubuna karar verilmesi ile yetinilmesi gerekir. (Yargıtay 7. C.D. 03.11.2022 tarih ve 2022/6220 Esas, 2022/15650 Sayılı Kararı)

Sanığın eylemine uyan bandrol yükümlülüğüne aykırılık eylemi ile ilgili hak sahibi kişilerin hukuken geçerli belgeleri süresi içerisinde sunarak şikayetçi olması nedeniyle hem manevi, mali veya bağlantılı haklara tecavüz başlıklı 5846 sayılı Kanunun 71’inci maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen suçun hem de aynı Kanunun 81’inci maddesindeki sanığın eylemine uyan ve re'sen takibi gerektirmesi nedeniyle CMK’nun 253 ile devamı maddeleri uyarınca uzlaştırma hükümlerinin uygulanma imkânı bulunmayan bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçunun oluşturur ve TCK'nun 44. maddesi gereğince  sanık hakkında en ağır cezayı gerektiren bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçundan hüküm kurulması gerekir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08/04/2014 tarih 2013/7-591 Esas 2014/171 karar sayılı kararında açıklandığı üzere, bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçlarında suçun mağduru doğrudan eser sahipleri olmayıp toplumu oluşturan bireylerdir. 5237 sayılı TCK'nun hazırlanmasında esas alınan suç teorisine göre, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireyler olması halinde tüzel kişiler suçtan zarar gören olmalarına rağmen suçun mağduru sayılmayacağından meslek birliklerinin şikayetçi olması halinde de durum değişmeyecektir.

Yerel mahkemece; UYAP kayıtları taranarak, sanık hakkında aynı suçtan açılmış başkaca ceza davası dosyalarının bulunup bulunmadığı da tespit edilip hukuki kesintinin iddianamenin düzenlenmesiyle gerçekleşeceği gözetilmek suretiyle sanığa ait kesinleşen dosyanın getirtilip incelenerek aslı ya da ilgili belgelerin örneklerinin dosya arasına konulması, eylemin TCK'nun 43. maddesi kapsamında değerlendirilmesi halinde kesinleşen cezanın mahsubunun düşünülmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekir. (Yargıtay 7. C.D. 27.01.2022 tarih ve 2021/21307 Esas, 2022/1792 Sayılı Kararı)

 

İddianamenin tanzimi suçta hukuki kesinti oluşturur.

Sanığın eylemlerinin suç ve iddianame tarihleri nazara alındığında, hukuki kesintinin iddanamenin düzenlenmesiyle gerçekleşeceği gözetilmek suretiyle, 01.07.2014, 12.09.2014, 23.10.2014 ve 21.11.2014 tarihli eylemlerin ayrı suç oluşturduğu gözetilerek sanığın buna göre cezalandırılması gerekirken, tüm eylemler tek suç olarak kabul edilip TCK'nun 43/1. maddesi uyarınca uygulama yapılması yasaya aykırıdır. (Yargıtay 7. C.D. 17.02.2022 tarih ve 2021/21270 Esas, 2022/2951 Sayılı Kararı)


Bandrol suçlarında TCK 43/2’nin tatbiki mümkün değildir.

5237 sayılı Kanunun 43. maddesindeki kişi tabiriyle kastedilenin suçun mağduru olması, haklara tecavüzün önlenmesi başlıklı 5846 sayılı Kanunun 81. maddesinde düzenlenen bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçunda Dairemizin de benimsediği Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08/04/2014 tarih 2013/7-591 Esas 2014/171 karar sayılı kararında açıklandığı üzere suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireyler olması, bandrol yükümlülüğüne aykırılığın aynı eserle ilgili olarak 71. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde tanımlanan suçla birlikte işlenmesi halinde de bu durumun değişmeyeceği, zira 5237 sayılı TCK’nun hazırlanmasında esas alınan suç genel teorisine göre tüzel kişiler suçtan zarar gören olmalarına rağmen suçun mağduru sayılmayacak olup bu nedenle, tüzel kişiliğe haiz Yayıncılar Meslek Birliği ile ….. Yayıncılık A.Ş’nin şikayeti nedeniyle sanık hakkında TCK’nun 43. maddesinin 2. fıkrasının uygulanma imkânı bulunmadığı halde anılan fıkra uygulanarak fazla ceza tayini yasaya aykırıdır. (Yargıtay 7. C.D. 07/02/2022 tarih ve 2021/19154 Esas, 2022/1847 Sayılı Kararı)


Bandrol suçlarında TCK 43/1’in tatbiki gerekir

Sanık hakkında  5846 sayılı Kanunun 81/4.  maddesi uyarınca belirlenen hapis ve adli para cezasından TCK'nun 43/1. maddesi uyarınca artırım yapılırken hesap hatası sonucu fazla ceza tayini yasaya aykırıdır. (Yargıtay 7. C.D. 10.11.2022 tarih ve 2022/5643 Esas, 2022/16025 Sayılı Kararı)



25 Mayıs 2024 Cumartesi

Bandrol Suçları Ders Notları

Bandrol suçlarını düzenleyen 5846 sayılı kanunun "haklara tecavüzün önlenmesi" başlığını taşıyan madde metni aynen şöyledir:

Madde 81- (Değişik: 23/1/2008-5728/143 md.) 
1-) Musiki ve sinema eserlerinin çoğaltılmış nüshaları ile süreli olmayan yayınlara bandrol yapıştırılması zorunludur. Ayrıca, kolay kopyalanmaya müsait diğer eserlerin çoğaltılmış nüshalarına da eser veya hak sahibinin talebi üzerine bandrol yapıştırılması zorunludur. Bandroller, Bakanlıkça bastırılır ve satılır. Bakanlıkça belirlenen satış fiyatı üzerinden meslek birlikleri aracılığı ile de bandrol satışı yapılabilir. 

2-) Bandrol alınabilmesi için, bandrol talebinde bulunanın yasal hak sahibi olduğunu beyan eden bir taahhütnameyi doldurması zorunludur. Bakanlıkça tespit edilen diğer evrak ve belgelerle birlikte başvuru yapılır. Bakanlık, bu başvuru üzerine başka bir işleme gerek kalmaksızın on iş günü içinde bandrol vermek mecburiyetindedir. Beyana müstenit yapılan bu işlemlerden Bakanlık sorumlu tutulamaz. 

3-) Bandrol yapıştırılması zorunlu nüshaların tespit edilmesi ve çoğaltılmasına ilişkin materyalleri üreten veya bu materyallerin dolum ve çoğaltımını yapan yerler, bu maddede belirtilen taahhütnamenin bir kopyasını almak, saklamak ve istendiğinde yetkili makamlara ibraz etmekle yükümlüdür. 

4-) Bandrol yükümlülüğüne aykırı ya da bandrolsüz olarak bir eseri çoğaltıp satışa arz eden, satan, dağıtan veya ticarî amaçla satın alan ya da kabul eden kişi bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır. 

5-) Bakanlık ile mülkî idare amirleri bandrollenmesi zorunlu olan nüshaların ve süreli olmayan yayınların, bandrollü olup olmadıklarını her zaman denetleyebilir. Gerekli görüldüğünde, mülkî idare amirleri re’sen veya Bakanlığın talebi ile bu denetimi gerçekleştirmek üzere illerde denetim komisyonu oluşturabilir. İhtiyaç hâlinde, bu komisyonlarda Bakanlık ve ilgili alan meslek birlikleri temsilcileri de görev alabilirler. 

6-) Bu denetimler sırasında bu Kanunda koruma altına alınan hakların ihlal edildiğinin tespiti hâlinde 75 inci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca işlem yapılır. 

7-) Bu Kanun kapsamında korunan, yasal olarak çoğaltılmış, bandrollü nüshaların da yol, meydan, pazar, kaldırım, iskele, köprü ve benzeri yerlerde satışı yasaktır. Bu yasağa aykırı hareket edenler, Kabahatler Kanununun 38 inci maddesinin birinci fıkrasına göre cezalandırılır. 

8-) Bu maddede belirtilen hususların uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlık tarafından çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir. 

9-) Sahte bandrol üreten, satışa arz eden, satan, dağıtan, satın alan, kabul eden veya kullanan kişi üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır. 

10-) Bir eserle ilgili olarak usulüne uygun biçimde temin edilmiş bandrolleri başka bir eser üzerinde tatbik eden kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve binbeşyüz güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır. 

11-) Yetkisi olmadığı hâlde, hileli davranışlarla bandrol temin eden kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. 

12-) Yetkisi olmayan kişilere bandrol temin eden kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır. 

13-) (İptal onüçüncü fıkra: Anayasa Mahkemesinin 12/6/2020 tarihli ve E.:2019/74; K.:2020/29 sayılı Kararı ile) 

14-) Bu Kanunda tanımlanan suçların bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, ilgili tüzel kişi hakkında Türk Ceza Kanununun tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

Bu maddenin atıfta bulunduğu 5846 sayılı kanunun 75 inci maddesinin üçüncü fıkrası aynen şöyledir:

Şikâyet üzerine Cumhuriyet savcısı suç konusu eşya ile ilgili olarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre elkoyma koruma tedbirinin alınmasına ilişkin gerekli işlemleri yapar. Cumhuriyet savcısı ayrıca, gerek görmesi hâlinde, hukuka aykırı olarak çoğaltıldığı iddia edilen eserlerin çoğaltılmasıyla sınırlı olarak faaliyetin durdurulmasına karar verebilir. Ancak, bu karar yirmidört saat içinde hâkimin onayına sunulur. Hâkim tarafından yirmidört saat içinde onaylanmayan karar hükümsüz kalır. 

Bu maddenin atıfta bulunduğu Kabahatler Kanunun "işgal"" başlığını taşıyan 38. maddesinin birinci fıkrası aynen şöyledir:
Madde 38- (1) Yetkili makamların açık ve yazılı izni olmaksızın meydan, cadde, sokak veya yayaların gelip geçtiği kaldırımları işgal eden veya buralarda mal satışa arz eden kişiye, belediye zabıta görevlileri tarafından elli Türk Lirası idarî para cezası verilir.

Bu maddenin atıfta bulunduğu, TCK'daki tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerine ilişkin düzenleme aynen şöyledir:

Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirleri
Madde 60- (1) Bir kamu kurumunun verdiği izne dayalı olarak faaliyette bulunan özel hukuk tüzel kişisinin organ veya temsilcilerinin iştirakiyle ve bu iznin verdiği yetkinin kötüye kullanılması suretiyle tüzel kişi yararına işlenen kasıtlı suçlardan mahkûmiyet halinde, iznin iptaline karar verilir. (2) Müsadere hükümleri, yararına işlenen suçlarda özel hukuk tüzel kişileri hakkında da uygulanır. (3) Yukarıdaki fıkralar hükümlerinin uygulanmasının işlenen fiile nazaran daha ağır sonuçlar ortaya çıkarabileceği durumlarda, hakim bu tedbirlere hükmetmeyebilir. (4) Bu madde hükümleri kanunun ayrıca belirttiği hallerde uygulanır. 

      Bandrol Yönetmeliği

Bandrol Kullanımı

MADDE 5 – (Değişik:RG-1/11/2010-27746)

Süreli olmayan yayınlar ile kayıt ve tescili yapılan sinema ve müzik eseri nüshalarına, çoğaltmayı takiben sevkiyattan önce bandrol yapıştırılması zorunludur. Bandrol zorunluluğu kapsamındaki eser türlerinden birini veya birkaçını içermekle birlikte esas olarak fikir ve sanat eseri taşımaya tahsis edilmemiş olan ve taşıyıcı materyal özelliği göstermeyen cihazlara bandrol verilmez.

Aşağıda sayılan hallerde bandrol kullanılması eser veya hak sahiplerinin isteğine bağlıdır:

a) Kanunun 31 inci ve 32 nci maddelerinde bahsi geçen ve resmen yayınlanan veya ilan olunan kanun, tüzük, yönetmelik, tebliğ, genelge, kazai kararlar ile söz ve nutuklardan ibaret yayınlar,

b) Eğitim ve öğretim kurumlarında eğitim ve öğretim amacıyla kullanılacak yayınlardan, ön ve arka kapaklar ile belirli sayfalarda on dört puntodan küçük olmamak üzere, “Tanıtım nüshasıdır, para ile satılamaz.” ibaresi taşıyan tanıtım nüshaları,

c) (Değişik:RG-13/3/2012-28232) Yurt dışında dağıtımı yapılmak üzere ve ülke içinde ticari dolaşıma sunulmamak kaydıyla sadece çoğaltımı ülke içinde yaptırılan yayınlar veya eser nüshaları,

ç) Tanıtım veya bilgilendirme amaçlı katalog, broşür, kullanım kılavuzu ve tarifeler,

d) Bandrollenmiş sinema ve müzik eseri nüshaları ile süreli olmayan yayınların ekinde verilen içerik tamamlayıcı niteliği bulunan materyaller,

e) (Değişik:RG-13/3/2012-28232) Kapak hariç toplam 48 sayfayı geçmeyen, okul öncesine, ilköğretime ve ortaöğretime yönelik eğitim amaçlı süreli olmayan yayınlar,

f) Gümrük ve posta işlemleri sırasında ticari dolaşıma girme amacı taşımadığına dair ilgili birimlere taahhüt verilmesi kaydıyla incelenmek üzere yurtdışından gönderilen örnek yayınlar veya eser nüshaları,

g) (Değişik:RG-13/3/2012-28232) “Parayla satılamaz.” ibaresi taşımak kaydıyla Milli Eğitim Bakanlığı tarafından veya Merkezi Açıköğretim Sistemi kapsamında Anadolu Üniversitesi tarafından öğrencilere ücretsiz dağıtılan ders kitapları,

ğ) Kanunun süreli olmayan yayınlara bandrol yapıştırma zorunluluğuna ilişkin hükmünün yürürlüğe girdiği 7/6/1995 tarihinden önce basılmış olup ikinci el olarak satılan yayınlar.

İkinci fıkra hükümleri çerçevesinde bandrolsüz piyasaya sürülen yayınların birinci sayfasında veya arka kapağında ondört puntodan küçük olmamak kaydıyla, “Bandrol Uygulamasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde bandrol taşıması zorunlu değildir” ibaresinin bulundurulması zorunludur. İkinci fıkranın (c), (d), (f) ve (ğ) bentlerinde tanımlanan hallerde bu ibarenin kullanılması zorunlu değildir.

Bandrollenmesi zorunlu eser nüshaları ile süreli olmayan yayınların herhangi bir şekilde ücretsiz olarak dağıtılması halinde promosyon amacı taşıdığının bandrol başvurusu esnasında bildirilmesi zorunludur.

Ayrıca, Kanun kapsamında korunan ve kolay kopyalanmaya müsait diğer eser nüshalarına da kayıt-tescil edilmiş olmaları kaydıyla hak sahibinin talebi üzerine bandrol yapıştırılır. Bu bandroller, Genel Müdürlükten veya İstanbul Telif Hakları ve Sinema Müdürlüğünden temin edilir.

6 ncı maddede belirtilen şekilde temin edilecek bandroller eserlerin taşıyıcı materyallerinin şekli özelliğine göre denetim sırasında kolayca görülebilecek şekilde yapıştırılır.

Kural olarak her esere ayrı bir bandrol yapıştırılır. Ancak Bandrol Yönetmeliğinin 6/son fıkrası gereğince, "Tamamı bir defada ticari dolaşıma giren ve birbirini takip eden nüsha ve materyallere tespit edilmiş ayrılmaz bir bütün arz eden eserler için tek bir bandrol alınabilir. Bu durumda, söz konusu nüsha ve materyaller birbirinden ayrı satılamaz ve bu husus oniki puntodan küçük olmayacak şekilde nüsha ve materyaller ile ambalajları üzerinde belirtilir."

Genel Olarak

5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 81. Maddesi bandrol rejimini ve bandrol suçlarını düzenlemektedir. Maddenin birinci fıkrası “musiki ve sinema eserlerinin çoğaltılmış nüshaları ile süreli olmayan yayınlara bandrol yapıştırılmasını zorunlu” kılmıştır. Bu hükme aykırılığı önlemek için altı suç ihdas edilmiştir. 

Kanun koyucu, bandrol rejiminin takibini sağlamak için aynı maddede iki emniyet supabı öngörmüştür. Bunlardan birincisi, il denetim komisyonlarının kurulması (m.81/5), ikincisi yol, meydan, pazar, kaldırım, iskele, köprü ve benzeri yerlerde satışının yasaklanmasıdır (m. 81/7).

    Maddede düzenlenen altı suç tipi ile bir kabahat sırasıyla şöyledir:

1.     Bandrolsüz eser satmak (m.81/4)

2.     Açık alanlarda izinsiz eser satmak (m.81/7, Kabahatler Kanunu 38/1)

3.     Sahte bandrol satmak (m.81/9)

4.     Usulsüz bandrollü eser satmak (m.81/10)

5.     Hileli davranışlarla bandrol temin etmek (m.81/11)

6.     Yetkisi olmayan kişilere bandrol temin etmek (m.81/12)

7.   Bandrol yükümlülüğüne aykırılığın, aynı yasanın 71/1. Fıkrasının ihlali suretiyle işlenmesi (m. 81/13)

Bu suçlardan, bandrol yükümlülüğüne aykırılığın, aynı yasanın 71/1. Fıkrasının ihlali suretiyle işlenmesini (m. 81/13) düzenleyen fıkra Anayasa Mahkemesinin 12.06.2020 tarihli kararıyla iptal edilmiştir. Geriye beş suç ve bir kabahat kalmıştır.

Suçları ihdas amacı, eser sahibi ve yayıncının haklarını korumak, devletin kayıt dışı ekonomiden dolayı oluşacak gelir kaybını önlemek, bireylerin orijinal ve doğru eserlere erişmesini sağlamaktır. (Kaynak Ali Osman, Fikri Mülkiyet Suçları ve Soruşturma Usulü, 1. Baskı Mayıs 2019 sayfa 182 ). Bu itibarla bandrol suçları eser sahibi ve yayıncı yönünden fikri mülkiyet haklarını, devlet açısından vergi hukukunu, okur ve izleyiciler bakımından ifade özgürlüğünü ilgilendiren çok yönlü bir işleve sahiptir.

Şöyle ki ifade özgürlüğü, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın haber ve fikir alma hürriyetini de kapsamaktadır. Bireyin, okumak istediği bir kitap yerine onun taklidini okumak zorunda bırakılması “haber ve fikir alma hürriyetine” dolaylı bir müdahale niteliği taşımaktadır. Örneğin, bir okurun, Cemil Meriç’in “Bu Ülke” adlı eseri olduğu zannıyla, başkasının yazdığı aynı kitap ve yazar adını taşıyan korsan bir kitabı okumak zorunda bırakılması, o kişinin fikir alma özgürlüğüne hileli bir müdahale niteliği taşımaktadır.

Çok yönlü işlevi nedeniyle 5846 sayılı kanunda düzenlenen diğer suçların aksine bandrol suçları şikayete tabi kılınmamış, re’sen takibi gereken suçlar sınıfına alınmıştır. Ancak bu amaca aykırı şekilde bandrol rejimini takip eden Kültür Bakanlığı suçun mağduru ya da suçtan zararı göreni olarak kabul edilmez. Yargılamaya müşteki ya da müdahil sıfatıyla katılamaz. Çünkü uygulamacıların ve akademisyenlerin ortak görüşüne göre bu suçların mağduru toplumun bütün bireyleridir. Yani kamudur. Ancak suçtan zarar gören eser sahibinin, yayınevinin veya yayınevinin bağlı olduğu meslek birliğinin bandrol suçlarına ilişkin davalarda müdahil olma hakkı vardır (Yargıtay C.G.K. 10.07.2018 tarih ve 2018/19-181 Esas, 2018/349     Sayılı Kararı) Şayet eser sahibi yada yayınevi, müşteki ve müdahil olmuş ise onların adına hareket etme hakkı bulunan meslek birliğinin müdahillik talebinin reddi gerekir. 

Çok sayıda eserin aynı anda aynı işyerinde bandrolsüz, usulsüz bandrollü ya da sahte bandrollü olarak satıldığı tespit edilse bile fail hakkında TCK 44/1’de tanımlanan fikri içtima hükümleri gereğince yalnızca en ağır suçtan tek ceza verilecektir. (Yargıtay 7. C.D. 17.02.2022 tarih ve 2021/21486 Esas, 2022/2937 Sayılı Kararı) Bandrol yükümlülüğüne aykırılık eylemi ile 5846 sk 71/1’de yazılı manevi ve mali hakları suçunun birlikte işlenmesi halinde de fikri içtima kuralları gereğince faile yalnızca cezası daha ağır olan bandrol suçundan ceza verilecektir. Manevi ve mali hakları suçu, bandrol suçu içinde erimiş olacaktır. (Yargıtay 7. C.D. 03.11.2022 tarih ve 2022/6220 Esas, 2022/15650 Sayılı Kararı)

Farklı kişilere ait çok sayıda eserin aynı anda aynı işyerinde bandrolsüz, usulsüz bandrollü ya da sahte bandrollü olarak satıldığı tespit edilse bile fail hakkında TCK 43/2’de tanımlanan zincirleme suç hükmünün tatbik edilmesi mümkün değildir. Zira bu suçun mağduru toplumu oluşturan bireylerdir. Yani kamudur. Eser sahibi, yayınevi ve yayınevinin bağlı olduğu meslek birliği suçun mağduru sayılmadığı için, ele geçen eser sayısı ve eser sahiplerinin çokluğu suç vasfını değiştirmeyecek, olayda TCK 43/2’de yazılı “aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” halinin varlığından söz edilmeyecektir. (Yargıtay 7. C.D. 07/02/2022 tarih ve 2021/19154 Esas, 2022/1847 Sayılı Kararı)

Bu suçlar kasten işlenebilir, taksirle işlenemezler. Re’sen soruşturma açılırlar. Takibi şikâyete bağlı değildir. Birbirine yakın zamanlarda işlenen fiiller bakımından TCK 43/1’de tanımlanan zincirleme suç hükümleri uygulanır. (Yargıtay 7. C.D. 10.11.2022 tarih ve 2022/5643 Esas, 2022/16025 Sayılı Kararı). Ancak hangi aralıklarla işlenen suçlar arasında zincirleme suç hükümlerinin uygulanacağı noktasında,  aynı yargıtay dairesinin yakın zamanda verdiği kararlar arasında farklılıklar bulunmaktadır. Şöyle ki 03.03.2013, 13.04.2013, 13.05.2013 ve 30.05.2013 tarihli eylemlerin kendi arasında zincirleme suç oluşturduğu kabul edilmiştir. (Yargıtay 7. C.D.  13.10.2021 tarih ve 2021/12217 Esas, 2021/12426 Sayılı Kararı). Bir başka kararda, “sanık hakkındaki 07.09.2010, 13.09.2010, 28.09.2010 tarihli eylemlerin kendi arasında zincirleme suç; iddianame ile hukuki kesinti oluştuktan sonra işlenen 09.07.2011, 08.08.2011, 26.08.2011 tarihli eylemlerin zincirleme ayrı bir suç, 27.09.2011 tarihli eylemin bağımsız suç, 22.11.2011, 10.12.2011, 17.01.2012 tarihli eylemlerin kendi arasında zincirleme suç, 25.01.2012, 07.02.2012, 15.02.2012 ve 18.02.2012 tarihli eylemlerin ise kendi arasında zincirleme suç oluşturduğu gözetilerek hükümler kurulması gerekir” şeklinde bir sonuca gitmiştir. (Yargıtay 7. C.D.  21.11.2022 tarih ve 2021/12230 Esas, 2022/16574 Sayılı Kararı) Yargıtay bir başka kararında, 29.01.2013 ve 15.07.2013 tarihli eylemleri zincirleme suç hükümleri kapsamında görmüştür. (Yargıtay 7. C.D.  22.09.2022 tarih ve 2022/4096 Esas, 2022/12462 Sayılı Kararı).

 

İddianamenin tanzimi fiilde hukuki kesinti oluşturur. (Yargıtay 7. C.D. 27.01.2022 tarih ve 2021/21307 Esas, 2022/1792 Sayılı Kararı) Suça konu eser ya da bandrol sayısının azlığı ya da çokluğu suç vasfını değiştirmez, yalnızca suç kastını ve yoğunluğunu belirler. (Yargıtay 7. C.D. 14/02/2022 tarih ve 2021/21163 Esas, 2022/2529 Sayılı Kararı) Bu suçların faili herkes olabilir. Kural olarak bu suçlara teşebbüs mümkündür.

Maddenin 4. Fıkrasında yazılı bandrolsüz esere satma ve 10. fıkrasında tanımlanan usulsüz bandrollü eser satma suçlarının oluşabilmesi için orta yerde mutlaka bandrolsüz veya usulsüz bandrollü eserin bulunması gerekir. Eser olmadan bu suçların işlenmesi mümkün değildir. Maddenin 9. Fıkrasında yazılı sahte bandrol satmak, 11. Fıkrasında yazılı hileli davranışlarla bandrol temin etmek ve 12.  Fıkrasında yazılı yetkisi olmayan kişilere bandrol temin etmek suçları bakımından ise eserin varlığına gerek yoktur. Suça konu bandrolün var olması yeterlidir. 

Bandrolsüz eser satmak (m.81/4)

Bandrolsüz eser satmak suçunu tanımlayan fıkra şöyledir:

“Bandrol yükümlülüğüne aykırı ya da bandrolsüz olarak bir eseri çoğaltıp satışa arz eden, satan, dağıtan veya ticarî amaçla satın alan ya da kabul eden kişi bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır.”

Buna göre, hangi saikle olursa olsun, bandrolsüz olarak bir eseri çoğaltıp satışa arz eden, satan, dağıtan kişiler fıkrada (m.81/4) tanımlanan suçu işlemiş olur. Bu seçimlik eylemler bakımından ticari amaçla hareket etme şartı aranmaz. Sebep ya da saik araştırılmaz. Ancak fıkranın ikinci cümlesinde yer alan, eseri “satın alan ya da kabul eden” kişiler bakımından suçun oluşabilmesi için ticari amaçla hareket etmeleri gerekmektedir. Bu demektir ki, üniversiteye hazırlanan bir öğrenci hakkında, kitapçıdan kullanmak için satın aldığı bandrolsüz kitap nedeniyle soruşturma başlatılamaz. Yasanın açık hükmüne rağmen, böyle bir eylem nedeniyle ticari amaç gütmeyen öğrenci hakkında soruşturma açılması lekelenmeme hakkının ihlali olacaktır.

Süreli olmayan yayınlar ile kayıt ve tescili yapılan sinema ve müzik eseri nüshalarına, çoğaltmayı takiben sevkiyattan önce bandrol yapıştırılması zorunludur (Bandrol Yönetmeliği m.5/1). Bu suç, eserlerin çoğaltıldıkları yerden başka yere sevk edilmesiyle oluşur. Kitabın basıldığı yerdeki kitaplar bakımından suç oluşmaz. 71/1 fıkrasında tanımlanan suç ile 81/4’de tanımlanan suçu birbirinden “bandrol” ayırır. Eylemde zorunlu bandrol uygulamasına aykırılık varsa 81/4, yoksa 71/1 ihlal edilmiştir. Fotokopi yoluyla çoğaltılan ve sayfaları birbirini takip eden eserler de bu suç kapsamında kalır. Suç genel kasıtla işlenir. Eseri satın alan veya kabul eden bakımından ise “ticari amaca” dayanan özel kasıt aranır. Kanunu bilmemek mazeret sayılmaz (TCK 4). İşlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişiye ceza verilmez (TCK 30/4). Kasıt, bilmek ve istemek şeklindeki iki alt unsurdan oluşur. Kastı belirlemede, kişinin eğitim ve öğretim durumu, mesleği ve meslek tecrübesi, olayın özellikleri birlikte dikkate alınır. Müzik ve sinema CD’si veya kitap satmayı meslek haline getirmiş bir kişinin, “bandrolsüz eser satmanın suç olduğunu bilmiyordum” şeklindeki savunmasına itibar edilemez. Eser üzerindeki bandrol her türlü denetime imkân verecek nitelikte olmalıdır. Bu şartları taşımayan bandrol yok sayılır. Fail hakkında, bandrolsüz eser satmak (m.81/4) suçu ile birlikte TCK 205/1’de yazılı “resmi belgeyi bozmak” suçundan işlem yapılır.

Bu suça teşebbüs mümkündür. Örneğin, kargo yoluyla bandrolsüz eser siparişi veren kitapçının eylemi, kitapların kendisine ulaşmadan kargoda ele geçmesi halinde teşebbüs aşamasında kalmış olur. (Kaynak Ali Osman, Fikri Mülkiyet Suçları ve Soruşturma Usulü, 1. Baskı Mayıs 2019 sayfa 182 ).

Açık Alanlarda İzinsiz Eser Satmak (m.81/7)

Açık alanlarda izinsiz eser satmak kabahatini düzenleyen fıkra şöyledir:

“Bu Kanun kapsamında korunan, yasal olarak çoğaltılmış, bandrollü nüshaların da yol, meydan, pazar, kaldırım, iskele, köprü ve benzeri yerlerde satışı yasaktır. Bu yasağa aykırı hareket edenler, Kabahatler Kanununun 38 inci maddesinin birinci fıkrasına göre cezalandırılır.”

Bu düzenlemeyle, bandrollü eserlerin umuma açık mahallerde izinsiz satışı yasaklanmıştır. Yasağın amacı bandrol rejiminin takibini kolaylaştırmaktır. Bu yasağa aykırı hareket edenler hakkında Kabahatler Kanununun 38 inci maddesinin birinci fıkrasına göre idari yaptırım uygulanacaktır. Valilik veya kaymakamlığın satış izni varsa fıkrada tanımlanan kabahat oluşmayacaktır. İdari yaptırımdan sonra eserlerin mülkiyeti kamuya geçirilmeyecek, sahibine iade edilecektir.

Şayet umuma açık yerlerde satılan eserlerden bir kısmı bandrolsüz (81/4) sahte bandrollü (81/9) ya da usulsüz bandrollü ise fail hakkında idari yaptırım uygulanmayacaktır. Kabahatler Kanunun 15/3’te yazılı “Bir fiil hem kabahat hem de suç olarak tanımlanmış ise, sadece suçtan dolayı yaptırım uygulanabilir” hükmü gereği yalnızca işlenen bandrol suçundan ceza verilecektir. Ancak kabahatle ile birlikte işlenen suçtan ceza verilememesi halinde Kabahatler Kanununun 20/2- c bendinde yazılı üç yıllık zamanaşımı süresi dolmamış ise aynı yasanın 38/1. Fıkrasına göre idari yaptırım uygulanması mümkündür.

Sahte Bandrol Satmak (m.81/9)

Suçu düzenleyen fıkra şöyledir:

Sahte bandrol üreten, satışa arz eden, satan, dağıtan, satın alan, kabul eden veya kullanan kişi üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır.”

Bu suçun konusu bizatihi sahte bandrolün kendisidir. Sahte bandrol üreten, satışa arz eden, satan, dağıtan, satın alan, kabul eden veya kullanan kişi suçun failidir. Ancak uygulamada genellikle sahte bandrol bir esere tatbik edilmiş şekilde karşımıza çıkmaktadır. Sahte bandrolün bağımsız bir suç (m.81/9), manevi ve mali haklara tecavüzün (m.71/1) başka bir suç olmasına göre sahte bandrolün korsan şekilde çoğaltılıp başkasına ait bir esere tatbik edilmesi halinde fikri içtima (TCK 44/1) kuralları gereğince eylemi tek suç etmek kanaatimizce zordur. Ancak, Yargıtay, 81. maddesinde düzenlenen bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçunda mağdurun toplumu oluşturan bireyler olması, bandrol yükümlülüğüne aykırılığın aynı eserle ilgili olarak 71. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde tanımlanan suçla birlikte işlenmesi halinde de bu durumun değişmeyeceği kanaatindedir. (Yargıtay 7. C.D. 07/02/2022 tarih ve 2021/19154 Esas, 2022/1847 Sayılı Kararı) 

Bandrolsüz eser satmak (81/4) suçundan farklı olarak, sahte bandrollü eseri satın alan ya da kabul eden kişi bakımından da ticari amaç şartını aranmamıştır. Bu nedenledir ki bir kişi, kişisel kullanım amacıyla dahi olsa sahte bandrolü veya bandrollü eseri satın alır ya da kullanırsa bilerek ve isteyerek hareket ettiğinin belirlenmesi halinde bu suçtan cezalandırabilecektir. Suçun oluşumu için sahte bandrolün aldatma vasfına sahip olması gerekmez, plakanın mühürsüz olmasının resmî belgede sahtecilik suçu için yeterli sayılması gibi esere tatbik edilen bandrolün Kültür Bakanlığının ürettiği orijinal bandrollerden olmaması bu suçun oluşumu için yeterlidir.

Bu suçun (81/9), bandrolsüz eser satma (81/4) suçuyla birlikte işlenmesi halinde TCK 44/1’de yazılı fikri içtima kuralları gereğince fail hakkında yalnızca ağır olan sahte bandrollü eser satma suçundan ceza verilir; cezası az olan bandrolsüz eser satmak suçundan ceza verilmez.  (Yargıtay 7. C.D. 17.02.2022 tarih ve 2021/21486 Esas, 2022/2937 Sayılı Kararı) Bir işyerinde yapılan aramada 53 adedi sahte bandrollü, 150 adedi bandrolsüz kitaplar ele geçmiştir. Bu olayda Yargıtay fikri içtima (TCK 44/1) hükümlerinin tatbiki suretiyle yalnızca sahte bandrollü eser satma suçunda ceza verilmesini isabetli bulmuştur.

Başka bir örnekte Yargıtay’ın olaya ilişkin yorumu şöyledir: Bir işyerinde yapılan aramada ele geçen kitaplardan 98 tanesi bandrolsüz, biri sahte bandrollü ise o tek kitabın diğerlerinin arasına sehven karıştırdığı kabul edilip fail hakkında cezası ağır olan sahte bandrollü eser satma suçundan (81/9) değil, cezası hafif olan bandrolsüz eser satmak suçundan (81/4) ceza verilmesi gerekir.

Bu suça teşebbüs mümkündür. Sahte bandrol sipariş eden kişiye kargo teslim edilmeden postada ele geçmişse bu kişi bakımından eylemin teşebbüs aşamasında kaldığını söylemek mümkündür.  

Usulsüz bandrollü eser satmak (m.81/10)

Suçu düzenleyen fıkra şöyledir:

"Bir eserle ilgili olarak usulüne uygun biçimde temin edilmiş bandrolleri başka bir eser üzerinde tatbik eden kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve binbeşyüz güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır."

Bu suç, bandrol almaya hak sahibi olan kişilerin özenli olmasını sağlamak için konulmuştur. Zira burada bandrol hak sahibi tarafından yetkili merciden alınmış orijinal bir bandroldür. Sahte ya da taklit değildir. Ancak hak sahibi tarafından yetkili makamdan alınan bandroller ait olduğu esere değil de başka bir esere yapıştırıldığı ve bu nedenle denetim imkanını ortadan kaldırıldığı için eylem suç olarak kabul edilmiştir. Bandrolü esere tatbik etmek görevi çoğaltmayı yapan işyerine ait bulunduğundan, eseri bayiden alan veya 2.el eser satışı yapan kişileri bu suçtan sorumlu tutmak zordur. Çünkü bu kişiler genellikle eserin üzerindeki bandrolün başka bir esere ait olduğunu bilmediklerini söylemektedirler. Bu nedenle uygulamada kasıt yokluğundan dolayı bu kişiler hakkında sıklıkla beraat kararı verilmektedir.

Bu suçta, fail bandrol alma hakkına sahip kişidir. Bu nedenle bu suç yalnızca bandrol alma hakkına sahip olanların işleyebileceği özgü bir suçtur. Suçun oluşumu için genel kasıt yeterlidir.

Bu suçun (81/10), bandrolsüz eser satma (81/4) suçuyla birlikte işlenmesi halinde TCK 44/1’de yazılı fikri içtima kuralları gereğince fail hakkında yalnızca ağır olan bandrolsüz eser satma suçundan ceza verilir; cezası az olan usulsüz bandrollü eser satmak suçundan ceza verilmez.

Bu suçun (81/10), sahte bandrollü eser satma (81/9) suçuyla birlikte işlenmesi halinde TCK 44/1’de yazılı fikri içtima kuralları gereğince fail hakkında yalnızca ağır olan sahte bandrollü eser satma suçunda ceza verilir.

Hileli davranışlarla bandrol temin etmek (m.81/11)

Suçu düzenleyen fıkra şöyledir:

"Yetkisi olmadığı hâlde, hileli davranışlarla bandrol temin eden kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır."

Yasada “hileli davranışın” tanımı yapılmamış, bu husus uygulamaya bırakılmıştır. Yargıtay, bu kelimeyi yorumlarken TDK Sözlüğündeki tanımından yaralanma yolunu seçmiştir. Sözlükteki tanıma göre hile, “birini aldatmak, yanıltmak için yapılan düzen, dolap, oyun, ayak oyunu, alavere dalavere, desise, entrika” anlamlarına gelir. Suçun oluşumu için hileli davranışlarla yetkili makamdan bandrolün alınması yeterlidir. O bandrollerin bir eser nüshalarına yapıştırılması gerekmemektedir. Bir yayınevi sahibinin, eser sahibiyle yapılmış gibi tanzim ettiği sahte yayın sözleşmesine dayanarak Kültür Bakanlığından ya da Yayımcı Meslek Birlikleri Federasyonu (YAYFED) ‘ndan orijinal bandrol alması hileli davranışa örnek gösterilebilir.

Bu suç ile sahte bandrollü eser satma suçu arasında şu fark vardır: Sahte bandrollü eser satma suçunda bandrol tamamen sahtedir. Sahte bandrol fail tarafından üretilip bir esere tatbik edilmiştir. Hileli davranışlarda temin edilen bandrol ise orijinaldir. Yetkili makamdan aldatıcı bilgi ya da belgelerle temin edilmiştir orijinal bir bandroldür. 

     Yetkisi olmayan kişilere bandrol temin etmek (m.81/12)

Suçu düzenleyen fıkra şöyledir:

"Yetkisi olmayan kişilere bandrol temin eden kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır."

Orijinal bandrolü fiilen elinde bulunduran kişinin bunu hak sahibi olmayan üçüncü kişiye vermesiyle suç oluşur. Bandrolü elinde bulundurmaya hak sahibi olan ya da olmayan kişiler bu suçu işleyebilir. Örneğin eser sahibinin kendi eseri için aldığı bandrolü bir başka sahsa teslim etmesiyle suçun oluşumu mümkündür. Yine hileli hareketlerde bandrol alan ve bu nedenle hak sahibi olmayan bir kişinin, bu yolla elde ettiği bu bandrolleri bir başka sahsa teslim etmesiyle de suç oluşabilir. Bu ihtimalde fail ilk eylemiyle hileli davranışlarla bandrol temin etmek (m.81/11), ikinci eylemiyle Yetkisi olmayan kişilere bandrol temin etmek (m.81/12) suçunu işlemiş olacaktır. Eylemler tek olmadığı için hakkında fikri içtima (TCK 44/1) hükümleri uygulanmayacaktır.

Kültür Bakanlığı ve Yayımcı Meslek Birlikleri Federasyonu (YAYFED) görevlilerinin bu suçu işlemesi mümkündür.

Bandrol yükümlülüğüne aykırılığın, aynı yasanın 71/1. Fıkrasının ihlali suretiyle işlenmesi (m. 81/13)

Suçu düzenleyen fıkra şöyledir:

"Bandrol yükümlülüğüne aykırılığın aynı eserle ilgili olarak 71 inci maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde tanımlanan suçla birlikte işlenmesi hâlinde, fail hakkında sadece 71 inci maddeye göre cezaya hükmolunur. Ancak, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır."

Bu fıkra, yasada bulunması gereken gereklilik, elverişlilik ve ölçülülük ilkelerini bir arada barındırmadığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesinin 12/6/2020 tarihli ve E.:2019/74; K.:2020/29 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.

Fevkalade isabetli olan karar metni şöyledir:  

https://normkararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/ND/2020/29?EsasNo=2019%2F74&KararAramaRaporu=1&KararNo=2020%2F29